Beklenen Days Gone incelemesi ile karşınızdayız. Days Gone, kalabalık zombi sürüsüne karşı durmadan ateş açan ana karakterimizin zombi sürüsünden kaçtığını gösteren oynanış videosu ile heyecan yaratmıştı. Peki oyun hakkında bizim düşüncelerimiz nelermiş bir göz atalım.
Öncelikle Days Gone’daki yaratıklara zombi değil kaçık diyoruz. Neden bu tercihin yapıldığı hikayenin gizeminde saklı. Days Gone’ın hikayesi; Amerika’nın yaban hayatı, doğal güzellik anlamında en güzel yerlerinden biri olan, % 46’sı ormanlarla kaplı Oregon eyaletinde geçiyor. Bu bilgi oyunun geçtiği coğrafya ile ilgili de size biraz fikir vermiştir. Days Gone’ın haritasına; ormanlar, ormanların açıldığı bölgelerde kurulmuş küçük kasabalar, göller, şelaleler, akarsular, bölgeler arasındaki uzun otobanlar, dağlık bölgeler ve tüneller hakim.
Days Gone, Deacon ve Boozer ikilisi ile başlasa da, hikayeye daha sonra başka karakterler de katılıyor. İki kişi hayatta kalmak oldukça güç olacağı için, Deacon pek istekli olmasa da hayatta kalmaya çalışan insanların kurduğu diğer kamplara katılmak, onlar için iş yapmak zorunda kalıyor. Oyunun görev yapısının temelini de bu kamplar ve onlar için yaptığımız görevler oluşturuyor. İlk başta iki farklı kamp için çalışmaya başlıyorsunuz. Daha sonra yeni karakterlerin de dahil olmaya başlamasıyla kamp sayısı artıyor, oyun alanı da genişliyor.

Yaratılan kıyamet sonrası atmosfer gerçekten muazzam. Yıkık köprüler, terk edilmiş, kaçıkların istila ettiği, yaşayan hiçbir şeyin kalmadığı, virane olmuş kasabalar, vahşi hayatın ele geçirmeye başladığı otoyolları, harabe olmuş otomobillerin kapattığı tüneller ile size o havayı gerçekten yaşatıyor.